Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

İfade

Herkes insanlarla meşgul; ben insanlardan usandım. Misâlîlerle mübâhase daha hoşuma gidiyor; çünkü munsıftırlar.

Gariptir ki, bir-iki senedir, uyanık iken zihnimde bir karanlık oluyor. Bazan nisyan-ı mutlak basar. Âlem-i menâma girdikçe bir vuzuh geliyor, daha iyi görüyorum. İşte, iki gece âlem-i menamda iki suale maruz oldum. Birinci gecede cevaba hazırlanırken uyandım. İkinci gecede cevabı verdim, daha itmam etmeden uyandım.

Birinci sual: “İ’câz-ı Kur’ân’ı icâz ile beyan et.”

Cevap: İ’câz-ı Kur’ân yedi menabi-i külliyeden tecellî ve yedi anasırdan terekküp eder.

Birinci menba: Lâfzın fesâhatinden, nazmın cezaletinden, mânânın belâgatından, mefhumların bedâatinden, mazmunların beraatinden, üslûpların garabetinden tevellüd eden nakş-i aciptir.

İkinci unsur: Umur-u kevniyedeki gaybdan, hakaik-i İlâhiyedeki gaybdan, mâzideki gaybdan, müstakbeldeki gaybdan terekküp eden ilmü’l-guyûbdur.

Sonraki Sayfa
ŞuââtDivan-ı Harb-i Örfî
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Rumûz  

Lügatler

Geri

âlem-i menâm : uyku dünyası
anasır : unsurlar, esaslar
bedâat : lâfız bakımından kusursuz, mânâ yönünden makul ve bunlarda ahenkli ve eşsiz olma
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre yerinde söylenmesi
beraat : güzellik ve üstünlükte çok ileride olma
beyan etme : açıklama
cezalet : güçlü ve düzgün ifade, güzel anlatım
fesâhat : dilin doğru, düzgün, açık ve akıcı şekilde kullanılması
garabet : şaşırtıcılık, harikalık
gayb : bilinmeyen, görünmeyen âlem
hakaik-i İlâhiye : Allah’ın zât ve sıfatlarına ait hakikatler
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cize oluşu, bir benzerinin hiçbir varlık tarafından ortaya konulamaması
îcâz : mânâyı az sözle anlatma, özlü söz
ilmü’l-guyûb : gayblara dair ilim, gizliliklerin ilmi
itmam etme : tamamlama
lâfz : ifade, söz, kelime
maruz olma : birşeyle karşı karşıya kalma
mâzi : geçmiş zaman
mazmun : edebiyatta bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve san’atlı söz
mefhum : bir sözden çıkarılan zihnî mânâ, terim, kavram
menabi-i külliye : küllî, kapsamlı kaynaklar
menba : kaynak
misâlî : bütün olayları, halleri, vaziyetleri ve varlıkların birikimlerini kaydeden misal âlemi aynasında bulunan (misâl âlemi, dünya ve dünya içindekileri kaydeden âdeta büyük bir âhiret kamerasıdır
munsıf : insaflı, kötülükte ileri gitmeyen
mübâhase : karşılıklı konuşma, sohbet etme
müstakbel : gelecek zaman
nakş-i acip : hayrette bırakan nakış, işleme
nazm : diziliş, tertip ve düzen; Kur’ân’ın mânâya ve maksada delâlet eden söz ve kelimelerinin tertibi, dizilişi
nisyan-ı mutlak : hiçbirşeyi hatırlayamama; zihindeki herşeyin silinmesi tarzında bir unutkanlık
tecellî : yansıma
terekküp etme : meydana gelme, ortaya çıkma
tevellüd etme : doğma, meydana gelme
umur-u kevniye : kâinatla, oluşla ilgili şeyler, işler
üslûp : ifade ve anlatım tarzı
vuzuh : açıklık

Geri